1 Mayıs, tüm dünyada işçilerin dayanışma günü olarak kutlanmaktadır. Ancak Türkiye’de emekçilerin bu özel günde sadece kutlama yapması pek mümkün görünmüyor. Mevcut iktidar döneminde işçi hakları sürekli olarak daha fazla baskı altına alınıyor. Son dönemde bunu açıkça gözler önüne seren bir örnek, Doruk Madencilik’te çalışan işçilerin durumu oldu. Üç aydır maaşlarını alamayan ve bir yıldır tazminatları ödenmeyen maden işçileri, Eskişehir’den Ankara’ya doğru yürüyüş düzenlediler. 17 gün süren eylem ve 9 gün boyunca gerçekleştirdikleri açlık grevi sonrasında, işveren işçilerin alacaklarını ödeyeceğini duyurdu ve bu açıklama ile eylem sona erdi. Doruk Madencilik’in bağlı olduğu Yıldızlar SSS Holding, işçilerin alacaklarını ödemeyi kabul etti. Ancak bu durum, işçilerin gerçekten bir kazanç elde ettikleri anlamına gelmiyor; sadece aylardır süren hak gaspı sonucu alacaklarını geri alacaklar. İktidar yanlıları, bu durumu bir iyilik gibi sunmaya çalışsa da, gerçekte işçiler sadece gasp edilen haklarını savunmuş oldular.
Türkiye’de işçi kıyımları ise hız kesmeden devam ediyor. Son yıllarda özellikle tekstil sektöründe yüzlerce işçi işten çıkarıldı. Sanayi sektöründe de işten çıkarmalar sıklaşmış durumda. İktidar, işçilere değil, sermayeye destek vermeye devam ediyor. Bazı işverenlerin, sendikaya üye olan işçileri işten çıkardığı, sendika üyeliğinin işte kalmanın koşulu haline geldiği haberleri kamuoyunda yer alıyor. İşçilerin grev hakkı da ciddi şekilde kısıtlanmış durumda; sendikalar grev kararı alıyor ancak iktidar hemen bu grevleri yasaklıyor.
Avrupa’daki asgari ücret sıralamasında Türkiye, son sıralarda yer almakta. 470 Euro asgari ücretle sondan ikinci sırada olan Türkiye’nin ardından sadece Arnavutluk yer alıyor. En yüksek asgari ücret ise Lüksemburg’da 2.704 Euro ile belirlenmiş durumda. İrlanda 2.282 Euro, Hollanda 2.246 Euro ve Almanya 2.161 Euro ile sıralamanın üst kısımlarında yer alıyor. İktidar, “İşçilerimize sahip çıktık, haklarını ödedik” gibi söylemlerle propaganda yapsa da, Türkiye’nin Avrupa ülkeleri arasında en düşük ücretleri belirleyen ülke olduğu gerçeği değişmiyor. İşçi haklarını kısıtlayan, grevleri yasaklayan ve asgari ücreti bu kadar düşük belirleyen iktidarın sorumluluğu oldukça büyüktür. Bu durum, bir zorunluluk değil, iktidarın seçimleri ve tercihleri ile şekillenen bir sonuçtur. Emekçilerin hakları için verilen mücadelenin önemi her zamankinden daha fazla.